Tayfun Özkaya

08 ARALIK 2017

İZMİR’DEN BİR IŞIK: GEDİZ EKOLOJİ TOPLULUĞU

Güneşli bir cumartesi sabahı…
İzmir Karşıyaka’da bir kafeterya...
Bostanlı deresinin yanında İro Cafe...
Ekolojik ürünlerini almak üzere türeticiler birer ikişer geliyorlar.
Yanlış okumadınız.
Tüketici değil türetici.
Bu tüketici ve üretici sözcüklerini birleştirerek üretilmiş bir yeni sözcük.
Türeticilerin gıdanın üretiminde de katkıları oluyor.
Otuz kadar türetici ve üreticinin aracısız ortak platformu olan GeTo’nun açılımı: Gediz
Ekoloji Topluluğu.
İsmini Gediz Deltası’ndan alan GeTo, Aralık 2015’te, Urla’daki Batı İzmir Gıda Topluluğu’nun (BİTOT) desteği ile kuruldu.
Topluluk, yerel ve doğa dostu üretimi benimseyen, küçük ölçekli üreticiler ve türeticilerden oluşuyor.
Üreticilerin nerede ise tamamı aslında yeni köylüler dediğimiz bir yeni olgu.
Yeni köylüler bütün dünya ülkelerinde görülüyor.
Bir kısmı köy kökenli olan bu kişiler sonradan köylü olan, ya da yeniden köylü olan kentliler.
Önemli bir kısmı emekli…
Ekolojik ve toplumsal duyarlılıkları çok yüksek...
GeTo Karşıyaka’da coğrafi esasa göre örgütlenen bir gıda grubu.
İzmir’de kuruluşlar temelli örgütlenen gıda toplulukları da var.
Gıda topluluğu tanımı temelde katılımcılığı esas almakla birlikte iki yönteme dayanıyor.
“Katılımcı onay sistemi” ve “Topluluk destekli tarım”…
Süpermarketlerde veya organik pazarlarda satılan organik ürünler için üreticiler, denetleme şirketlerinden sertifika almak zorundalar.
Bunun için şüphesiz bir bedel ödüyorlar.
Gıda grupları bu sisteme sıcak bakmıyor.
Bunun yerine katılımcı onay sistemi uygulanıyor.
Gıda grubu üreticileri kendisi denetliyor.
Problem olursa bilgi desteği veya başka destekler veriyor.
Karşılığında bir bedel ödenmiyor.
Bu sistemde ürünlerin ekolojik olup olmadığı daha sağlıklı belirleniyor.
Topluluk destekli tarım ise grubun üreticilere çeşitli destekler vermesi anlamına geliyor.
Örneğin GeTo patates üreten çiftçisine bazı destekler verdi.
Üretim öncesi bir finansman desteği sağladı.
Bu bir nevi ön ödeme olmakta.
Satış önceden garantileniyor.
Yumurta ve buğday üretiminde de benzer destekler yapılmış.
On beş günde bir bazı üreticiler ve türeticiler kafede buluşuyorlar.
Her türetici önceden ne istediğini bildiriyor.
Böylelikle üreticiler tam istenildiği kadar ürün hasat edip getiriyorlar.
Bazı üreticiler kargo ile ürünlerini gönderiyorlar.
Fiyatlar hem üretici hem de türetici için çok makul.
Grup kendi bulgur ve ekmeklerini yapıyorlar.
Grup şimdiye kadar 30 adet ürün dağıtım buluşması düzenlemiş.
Sebze ve bir ölçüde meyve yeterince sağlanamıyor.
Önümüzdeki dönemde bu sorunun da çözülmesini umuyoruz.
Grubun ilkeleri; yerel yapılanma, aracısız iletişim, küçük örgütlenme yapısı, gönüllülük, güven ve dayanışma.
Çevremde birçok kişi zehirli ürünlerle zehirlendiğini ama ne yapacaklarını bilemediğini söylüyor.
“İşte böyle bir seçenek var” dediğimizde çok az kişi ilgileniyor.
Çaba göstermeden her sorunun çözülmesini bekleyemeyiz.
Temiz, lezzetli gıda aramak için de mücadele şart.
Grubun bir facebook sayfası var.
Arayıp bulabilirsiniz…

  Pencereyi Kapatın