Resimlerin büyük halini görmek için üzerlerine tıklayınız 

TEPEKULE HÖYÜĞÜ (BAYRAKLI):

SMYRNA-BayraklıSMYRNA-BayraklıKentin başlangıcı hakkında bugün Bayraklı semtinde yer alan ve Tepekule olarak bilinen ören yerinin, eski İzmir'in kuruluş yeri olduğuna pek şüphe bulunmamaktadır. Burasının kuruluş yeri olarak seçilmesi, dışarıdan gelecek saldırılara karşı savunma kolaylığı sağlamasındandır. Kuruluş yerinin tercihinde öne çıkan faktörlerin başında güvenlik kadar ticari aktivite de belirleyiciydi. Bir yarım ada üzerinde bulunuşu, kente doğal bir liman imkanı sağladığından, deniz ticaretine uygun ortam hazırlıyordu.

SMYRNA-BayraklıSMYRNA-BayraklıBayraklı'da yapılan kazılarda elde edilen buluntular, İzmir'in kuruluşunun İÖ. 3000 yıllarına kadar indiğini göstermektedir. İzmir'in bu ilk döneminden geriye kalan en önemli miras, şehrin kendisidir. Bugüne kadar yapılan çalışmalarda, kentin ızgara planlı, yani bir-birini dik kesen sokaklarla örülü bir yapıda olduğu anlaşılmıştır. Kente ilişkin önemli bulgular arasında iki tapınak, şehrin surları, sivil mimari örnekleri, cadde, sokak ve çeşmeler sayılabilir.

KADİFEKALE

kadifekalekadifekaleİzmir'in yeniden kurulması, Türkçe'de Büyük İskender diye bilinen Makedonyalı Alexandros'a bağlanır. Büyük İskender İran seferinin başlarında, İÖ. 334 yılında Pers İmparatorluğu'nun Anadolu'daki ordusunu yendikten sonra, ordularıyla Efes üzerine ilerlemişti. Bu harekat sırasında İzmir yöresine geldiği ve söylenceye göre, şimdiki Kadifekale civarında ilahi bir işaret almış ve kendisinden orada yeni bir Smyrna kenti kurması istenmişti. Kentin kuruluşunun İskender'in önde gelen iki komutanı tarafından gerçekleştirildiği kabul edilmektedir. Bilindiği üzere Kadifekale, bu dönemin bir hatırası olarak kentin üzerinde bir taç gibi durmaktadır.

AGORA

AgoraAgoraİzmir, Roma İmparatorluğu döneminde önem kazanmış ve ticaret kenti olma özelliğini geliştirmiştir. Roma İmparatorluğu döneminde kentin pek çok eser kazandığı bilinmektedir. Cadde ve sokaklar taş döşeme ile kaplanmış, kentin görüntüsüne Roma mimarisi hakim olmuştur. Ancak ne yazık ki bu eserlerden büyük çoğunluğu günümüze ulaşamamıştır. Fakat Roma dönemi eserlerinden bazılarının kalıntıları, İzmir'in geçmişten getirdiği izler olarak kentte yaşamaktadır. Bu kalıntıların başında hiç şüphesiz Agora gelmektedir. Her türlü tahribata uğramasına ve bakımsızlığına rağmen büyük bölümü günümüze ulaşabilmiş olan devlet agorası Roma dönemi yapıları içinde en dikkat çekici olanıdır. İS. 178 deki deprem sonrasında tamir edilmiş şeklini yansıtan agoranın bir bölümü de, kazı çalışması yapılmadığı için toprak altındadır

SAAT KULESİ

Saat KulesiSaat kulesi, konak önü veya kışla meydanı olarak bilinen alanın ortasına yakın bir yerde, dönemin valisi Kamil Paşa ve Belediye Reisi Eşref Paşa'nın gayretleriyle inşaatına 1 Eylül 1900 tarihinde başlanmış ve yaklaşık bir yıl süren bir yapım süresinden sonra, dönemin Osmanlı Sultanı II. Abdülhamit'in 25. cülus (tahta çıkış) kutlamaları çerçevesinde 01-Eylül-1901 tarihinde törenler ve şenliklerle açılmıştır.


ASANSÖR:

AsansörAsansör İzmir'in Karataş semtinde, Mithatpaşa Caddesi'nden yaklaşık 40 metre yükseklikteki Halil Rıfat Paşa Caddesine çıkmak için, 1907'de İzmir tüccarlarından Nesim Levi tarafından yaptırılmıştır. İlk zamanlar asansör su ile çalıtırılmakta idi.Şu anda ise Su pompalarının olduğu yer müze durumundadır.1942 yılında bir başka işadamı Şerif Remzi Reyent'e devredilen asansör, 1977 yılında belediyeye bağışlanmıştır.Buranın üzerinde bulunan binalar restore edilerek ,Asansör cafe olarak işletilmektedir

Cumhuriyet Meydanı ve Atatürk Anıtı

Atatürk HeykeliCumhuriyet Meydanı ve Atatürk Anıtı 1922 yangını sonrasında İzmir'in imar çalışmaları içinde en önemli kazanımlarından birisi, hiç kuşkusuz Cumhuriyet Meydanı ve bu meydanda yer alan Atatürk anıtıdır. Meydan ve anıt, kentsel planlama bakımından en önemli göstergelerinden birisidir. 1925 yılında yapımı tasarlanan meydan ve anıt, ancak 1929 yılında projelendirilmiş ve İtalyan heykeltıraş Canunica'ya ısmarlanmışsa da, ekonomik bunalım nedeniyle ancak 1932'de dönemin Belediye Reisi Behçet Uz'un çabaları ile tamamlanabilmiştir.

İzmir Milli Kütüphane ve Elhamra Sineması

Milli KütüphaneTürkiye'nin Milli adını taşıyan ilk Kütüphanesi olan İzmir Milli Kütüphanesi, İttihat ve Terakki Fırkası'nın çabalarıyla, 1912 yılında okumuş, kültürlü Türk gençlerinin yetiştirilmesi amacıyla, Beyler Sokağındaki Salepçi-zade Konağının selamlık bölümünde hizmete girmişti. Bu günkü binasının yapımına 1922'den sonra başlanarak, 1926 yılında Elhamra Sineması tamamlanarak hizmete açılmış, kütüphane binası ise 1933 yılında tamamlanabilmiştir. Bu anıt eserin projesi Mimar Tahsin Sermet Bey tarafından Neo-Klasik tarzda hazırlanmıştır.

Pasaport İskelesi

Pasaportİskele, İzmir Limanı'nın sadece bir bölümünü oluşturmaktadır. 1952 yılında bu iskelenin yetersiz kalması nedeniyle Bayındırlık Bakanlığı'nca bugünkü Alsancak Limanı kurulmuştur. Pasaport İskelesi bugün hala körfez ulaşımında aktif rol oynamaktadır.



Hisar Camii

Hisar Camiiİzmir'in anıtsal yapılarından bir diğeri de Hisarönü semtinde bulunan Hisar Camii'dir. 1872 yılında yıktırılan kale arkasında bugünkü Kemeraltı çarşısında, Hisarönü mevkiindedir.Aydınoğlu (Molla) Yakup Bey tarafından 1597 yılında yaptırılmıştır. Cami'nin ortasında merkezi büyük kubbe, sekiz adet fil ayağı üzerinde durmakta, yanlarda üçer büyük, arkada üç küçük ve son cemaat yerinde de yedi küçük kubbesi ile tek şerefeli minaresi bulunmaktadır.
1813, 1881, 1927 ve 1980 yıllarında onarım gören cami, güneyden ve batıdan payanda kemerleri ve duvarlarıyla desteklenmiştir. Dekorasyon 18 ve 19. yüzyılların etkisi ile zenginleştirilmiştir.Sütun başlıklarında, pencere üzeri ve cephe süslemelerinde mihrap, minber ve vaiz kürsüsünde Avrupa sanatsal etkilerini görmek mümkündür.

Kestane Pazarı Camii

Kestane Pazarı Camiiİzmir merkezinde Kestane Pazarı denilen yerde bulunan bu camiyi Emin oğlu Hacı Ahmet Ağa h. 1079 (1663) yılında yaptırmıştır.
Kesme taş ve moloz taştan yapılan cami iki katlı olup, alt katında dükkân ve depolar bulunmaktadır. Merdivenle çıkılan caminin önünde üç kubbeli bir son cemaat yeri olup, yakın tarihlerde camekânla çevrilmiştir. İbadet mekânı kare planlıdır. Üzeri tromplu bir kubbe ile örtülüdür. Ana kubbe köşelerdeki küçük kubbelerle desteklenmiştir. Niş şeklindeki mihrabının üst kısmına XIX. yüzyılda Selçuk’taki İsa Bey Camisi’nden getirilen bir bölüm eklenmiştir.
Caminin batısındaki minaresi kesme taş kaide üzerine yuvarlak gövdeli ve tek şerefelidir.

Salepçioğlu Camii

salepcioglu CamiiSon derece zarif bir yapı tarzına sahip olan Salepçioğlu Camii Kemeraltı'nda, Salepçioğlu sokağında bulunmaktadır.
1906 yılında Salepçizade Hacı Ahmet Sait Efendi tarafından İzmir'in en büyük kubbeli camisi olarak yaptırılan cami, ince yapılı, zarif bir minareye sahiptir. Caminin dış duvarları mermer ve yeşil taşlarla kaplı olup büyük kubbesi altın varakla işlenmiş olan caminin son cemaat yerinde üç kubbesi bulunmaktadır. İzmir'in en nadide camileri arasında yer almaktadır.

Başdurak Cami

Başdurak CamiiKemeraltı,tarih boyunca İzmir'in ticaret ve ibadet yaşamının en önemli merkezi olmuştur.Her gün binlerce işyerinin kepenk açtığı,onbinlerce ziyaretçinin alışveriş yaptığı vazgeçilmez bölge Kemeraltı,tarihi camileriyle de Müslüman cemaatın ibadet ettiği bir mabet gibidir.Bölgedeki camilerden belki de en önemlisi olan Başdurak Camii,içindeki mozaik ve süslemeleriyle de sanatçılara ilham kaynağı olabilecek nitelikte.

Anafartalar Caddesi ile Kemeraltı 863 Sokak'ın birleştiği köşede yer alan Başdurak Camii,kurucusu Hacı Hüseyin Camii olarak biliniyor.Geçmiş yıllarda "Başoturak" olarak anılan bölgede bulunan Camii, günlük dilde daha kolay söylendiği için zamanla Başdurak olarak anılmaya başlamış.

Tam olarak bilinmeyen bir tarihte ve nedenle yıkılan medrese ile birlikte inşa edilmiş olan Başdurak camii hakkında en eski bilgilere Evliya Çelebi'nin "Seyahatnamesi"nden ulaşabiliyoruz.

Yalı (Konak )Camii

Yalı CamiiKonak Meydanı'nda, çinileri ve sekizgen planıyla dikkatleri çeken, İzmir'in en zarif camilerinden Yalı (Konak) Camii, Mehmet Paşa kızı Ayşe Hatun tarafından 18.yüzyılda yaptırılmıştır. Sekizgen planlı caminin mimarisinde kesme taş kullanılmıştır. Harim ile dış cephelerde yer alan çiniler, 19. yüzyıl Kütahya çini geleneğinin en güzel örneklerini yansıtmaktadır.

Faik Paşa Camisi

İzmir Basmane semti, Altınordu Mahallesi’nde bulunan bu caminin kitabesi günümüze gelememiştir. Kaynaklardan Faik Paşa tarafından XVI. yüzyılda yaptırıldığı öğrenilmiştir. Cami 1842 yılında yanmış, bunun ardından barok üslupta yeniden yapılmıştır.
Kesme taş ve moloz taştan yapılan cami, dikdörtgen planlı olup üzeri ahşap bir çatı ile örtülmüştür. Bu çatı ve caminin ibadet mekânını örten tavan on üç sütunla desteklenmiştir. Mihrap ve minberi özellik göstermeyen caminin içerisinde bezemeye de rastlanmamıştır.
Caminin köşesinde taş kaide üzerine yuvarlak gövdeli ve tek şerefeli bir minaresi bulunmaktadır. Bu minare 1914 ve 1955 yıllarında onarılmıştır.

Ali Ağa Camisi

İzmir Damlacık yolu üzerinde bulunan bu camiyi Gedizli Ali Ağa 1672 yılında yaptırmıştır.
Kesme taştan kare planlı olan caminin üzeri kasnaklı bir kubbe ile örtülmüştür. Caminin mihrabı yuvarlak bir niş şeklindedir. Minber oyma taştan ve mermerdendir. Caminin minaresi kesme taş kaide üzerine tuğladan, yuvarlak gövdeli ve tek şerefelidir. Bu minare XIX. yüzyılda yeniden yapılmıştır.

Hatuniye Camisi

İzmir Anafartalar Caddesi’nde bulunan bu camiyi Hacı Hüseyin isimli bir kişi eşi Tayyibe Hatun için 1739 yılında yaptırmıştır. Bu nedenle de camiye Hatuniye Camisi ismi verilmiştir.
Kesme taştan yapılan cami kare planlı, üzeri tromplu bir kubbe ile örtülüdür. Bu merkezi kubbe üç küçük kubbe ile desteklenmiş olup, ilk ana mekânı örten kubbe 12 köşeli kasnak üzerine oturtulmuştur. Diğer kubbeler kasnaksızdır. Cami dıştan destek duvarları ile çevrelenmiştir. Önünde küçük bir son cemaat yeri bulunan caminin mihrabı yuvarlak bir niş şeklindedir. Minber ahşap olup, geometrik motiflerle bezenmiştir. Kesme taş kaide üzerindeki minaresi yuvarlak gövdeli ve tek şerefelidir. Caminin avlusundaki medrese hücreleri İzmir Belediyesi’nce kamulaştırılmış ve burası bir park haline getirilmiştir.

Çorakkapı Camisi

İzmir Basmane’de Garın karşısında, Gaziler Caddesi’nde bulunan bu caminin yapım tarihi ve banisi bilinmemektedir. Bazı kaynaklarda 1747 yılında yapıldığı yazılıdır.
Kesme taştan yapılmış olan cami kare planlı olup, üzeri sekizgen bir kasnağa oturan merkezi kubbe ile örtülüdür. Bu kubbe kasnağının çevresinde yuvarlak kemerli pencereler bulunmaktadır. Ana mekânın iki yanında üçer kubbeli yan mekânlar bulunmaktadır. Mihrabı niş biçiminde olup, sanat tarihi yönünden önem taşımayan motiflerle bezenmiştir. Minberi mermerdendir.
Kesme taş kaide üzerinde yine kesme taştan yuvarlak gövdeli tek şerefeli minaresi bulunmaktadır.

İki Çeşmelik Camisi

İzmir İki Çeşmelik semtinde bulunan bu caminin giriş kapısı üzerinde h.1311 (1893) tarihi yazılıdır. Bazı kaynaklara göre bu cami bu tarihe dayanılarak aynı yılda yapıldığı yazılıdır. Bununla beraber Prof. Dr. Münir Aktepe bu cami ile ilgili kesin bir tarih verememekte, banisinin Mehmet Paşa olduğunu ileri sürmektedir.
Cami kesme taştan yapılmış olup, yüksek bir kaide üzerindedir. Alt kısmına dükkânlar eklenmiştir. Bu yüzden de merdivenle çıkılmaktadır. İbadet mekânı iki paye ve dört sütunun taşıdığı içten bir kubbe ile örtülmüştür. İbadet mekânının tümü iki yana eğimli ahşap bir çatı ile kaplanmıştır. Mihrap yuvarlak bir niş şeklinde olup, minberi ahşaptır.
Minaresi beş köşeli oldukça yüksek bir kaide üzerinde, yuvarlak gövdeli, beyaz kesme taştan ve tek şerefelidir.

Kurşunlu Cami

İzmir Namazgâh Meydanı’nda bulunan bu cami şehrin en eski yapılarından olup, kitabesi günümüze gelemediğinden yapım tarihi bilinmemektedir. Bununla beraber bazı kaynaklarda Yavuz Sultan Selim zamanında yapıldığı yazılıdır.
Küçük bir avlu içerisindeki caminin çevresi demir parmaklıklarla çevrilidir. Son cemaat yeri geç devirde camekânla kapatılmıştır. İbadet mekânı dikdörtgen planlı olup, ahşap bir çatı ile örtülüdür. Avlu girişinin doğusundaki üç metre yüksekliğinde, altı basamakla çıkılan ve minare yerine kullanılan bir bölüm bulunmaktadır.

Kemeraltı Camisi

İzmir Anafartalar Caddesi'nde, Kemeraltı Çarşısı içerisinde 853. Sokak’ta bulunan bu camiyi Yusuf Çamazade Ahmet Ağa 1671 yılında yaptırmıştır. Cami dükkânlar ve yapılar arasında sıkışmış durumdadır.
Kesme taştan yapılan caminin önünde üç kubbeli bir son cemaat yeri bulunmaktadır. İbadet mekânı kare planlı olup, üzerini merkezi tromplu bir kubbe örtmektedir.Caminin dış kenarları saçak hattından yüksek yuvarlak kemerli dışa taşkın birer pencere ile aydınlatılmıştır. Bunun dışında ibadet mekânı iki sıra halinde pencerelerle aydınlatılmıştır. Bunlardan alt sıradakiler yuvarlak kemerli olup, ikinci sıra pencereler daireler halindedir.
Minber ve mihrabı bir özellik taşımamaktadır. Caminin içerisi XVIII. yüzyıla tarihlenen kalem işleri ile bezenmiştir. Bu bezeme XX. yüzyılın ikinci yarısında yapılan onarımlar sırasında eski izlere dayanılarak yenilenmiştir.
Kesme taş kaideli minaresi yuvarlak gövdeli ve tek şerefelidir. Caminin bitişiğinde XVIII. yüzyılda yapılmış bir sebil bulunmaktadır.

Şadırvan Camisi

İzmir Çarşısı içerisinde, Eski İç Liman kıyısında bulunan bu cami ismini yanında ve altındaki sekiz sütunlu şadırvandan almıştır. Bu nedenle de Şadırvanaltı Camisi de denilmektedir. Cami 1636 yılında yapılmış, 1815 yılında da onarılmıştır.
Cami yüksek bir su basman üzerinde olup, altında büyük bir çarşı bulunmaktadır. Bu yüzden merdivenlerle kuzeyden ve batıdan iki ayrı girişi bulunmaktadır. Bunlardan kuzey kapısına çıkan merdivenler bakımsız kalmış ve sonradan burası kapatılarak yerine dükkânlar yapılmıştır. Günümüzde son cemaat yerine batı yönündeki 29 basamakla çıkılmaktadır.
Kesme taştan yapılan caminin önündeki son cemaat yeri camekânla çevrilmiştir. İbadet mekânı on sütun tarafından taşınan tromplu bir kubbe ile örtülüdür. Kubbe kasnağında sekiz pencere vardır. Bunun yanı sıra tromplarda üçer, tromp arası boşluklarda da ikişer pencere bulunmaktadır. Kubbe kalem işleri ile bezenmiştir. Mihrap oldukça geniş ve yuvarlak bir kemer içerisine alınmıştır. Mihrabın iki yanında iki sütunçe bulunmaktadır. Minber mermerdendir.
Caminin güneyindeki kesme taş minaresi yuvarlak gövdeli ve tek şerefelidir. Bu minare 1941 yılında onarılmıştır.