" ŞAİR " NECATİ CUMALI

    Yunanistan'da Florina'da 1921 yılında doğdu. İlk ve orta öğrenimini, Kurtuluş Savaşı'ndan sonra; "Büyük Mübadele"de, ailesinin Türkiye'ye göç edip, ailesinin yerleştiği Urla'da ve İzmir'de yaptı. Ortaokulu İzmir Erkek Muallim Mektebi'nde okuyan Cumali; şiirle de bu yıllarda tanışır. Bunu su sözleriyle anlatır: Ortaokulun son sınıfında karşılastım şiirle. O yıl merhum Refik Ahmet Sevengil'in hazırladığı bir Türkçe kitabını aldırdı bize öğretmenimiz.

     Kitapta Necip Fazıl'ın şiirleriyle karşılaştım: 'Otel Odaları', 'Heykel', 'Geçen Dakikalarım'... O zamana kadar okuduğum manzumelere benzemiyordu bu okuduklarım. Büyülenmiş, hemen ezberlemiştim bu parçaları. Bu şiirlerin itmesiyle okul kitaplığında 'Örümcek Ağı'nı, "Kaldırımlar"ı buldum. Kalınca bir defter aldım. Sevdiğim şiirleri bu deftere geçirmeye başladım.

     Ankara Hukuk Fakültesi'nde okumaya başlayan Cumalı tümüyle şiire yönelmiştir: 1939 sonlarına doğru sairdim artık. Ankara Hukukuna gidiyordum. Ceplerim şiir doluydu. Şiirden başka söz etmiyor, dinlemiyordum. Her yıl ders çalışmalarım aksıyor, kitapları sınav kapısında tamamlayıp, yüreğim ağzımda giriyordum içeriye.

     Sabahattin Kudret Aksal, Salah Birsel, Baki Süha Edipoğlu, Sahap Sıtkı arkadaşlarımdı. Rahmetli Rüstü Onur, Kemal Uluser, tabii Hüseyin ile mektuplaşıyordum. İlk şiirlerim o yıl dergilerde görünmeye basladı. O yıl Orhan Veli ile taniştım. Sonra yakın bir dostluğa döndü bu tanışmamız. 1941'de Hukuk Fakültesi'ni bitirdiğim sırada, Oktay Rifat, Tarancı, Ataç çalışmalarımda beni yüreklendiren yakınlarımdı.

     Okulu bitirince,Toprak Mahsulleri Ofisi'nde çalışmaya başladı. Askerliğini Yedek subay olarak yapmak üzere, Ezine'ye gitti. Bu görevinin bitimiyle Ankara'ya döndü (1943). M.E.B. Güzel sanatlar Genel Müdürlüğü'nde çalismaya başladı (1945-48). Ankara'dan ayrılıp Urla'ya döndü. En sürekli işi Urla ve Izmir'deki avukatlıkları oldu (1950-1957).

     Kasım 1957'de Paris'e gitti. Düslerinin, sevinçlerinin kentinde iki yıl kalır. Basın Ataşeliği'nde bir iş buldu: Radyo dinleme memurluğu.. 1959'da Paris'ten dönünce, bir süre İstanbul'da kaldı. İlk romanı Tütün Zamanı, Vatan gazetesinde tefrika edilmeye basladı. 1960'da, eşi Berin Hanım'la evlendi. 1963 ile 65 yılları arasında eşinin görevi nedeniyle İsrail ve Fransa'da kaldı. Yurda dönüşünden sonra da İstanbul'a yerleşti ve sadece yazarlıkla uğraşmaya başladı.Necati Cumalı,10 Ocak günü İstanbul'da yaşamını yitirdi.


URLA 

Diyelim bir masa var önümde
Elimde bardak,Oturmuş içiyorum
Bardak mı Urla mı tuttuğum?
Bardağı masaya Tak!Vurdum mu vurdum
Masaya dönüyorum Urla, uzak, uzak, uzak
Diyelim oturmuş yazıyorum
Birden duruyor kalem
Bir görüntü ak kâğıtlarda
Ev ev sokak sokak
Yine Urla oluyor konum
Bir ağız mızıkam var
Üflüyorum,Re mi fa sol la
Bir es mi giriyor araya,Ya Urla?
Bardak değil o baylar,Tak!
Masaya vurdugum
Hak arıyorum,Düpedüz hak!
Bütün mahpus kasabalar
Küçük ölü kentler
Soyulan tarla tarla
Onlardan biridir Urla!
Yavaş yavaş sarhoş oluyorum
 

MAVİ

Mavi kestim gene mavi,
kestim gene mavi
Mavi açtım gene mavi,
açtım gene mavi
Uç dedim uçurdum
Uzandım yattım sırtüstü
Baktım gene mavi
Aksamları bohçaladım kaldırdım
Israil’de geçen mavi günlerimi



 
İZMİR
Şu Izmir'de kimsenin, ama kimsenin.
Akıl erdiremediği neydi bilirsin.
Senin kadar güzel, gözde,
Senin kadar cana yakın, hayata düşkün.
Bir kadın kalksın da beni sevsin..


Şiirlerin Devamı için Tıklayınız